18 Ağustos 2017 Cuma

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı - 3

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı - 3
Yakın dönemde iki ülke arasında farklı alanlarda yaşanan gerginliklerin özeti .
Almanya’da yaşayan kabaca 3.5 milyon Türkiye kökenlinin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeri nedir?
Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler bu gerginlikten nasıl etkileniyor?
Almanya – Türkiye ilişkilerinde bozulmanın arka planında ne var?

Yrd. Doç. Dr. Sezgin MERCAN
Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Nihat SORGEÇ / Berlin
BWK Eğitim Merkezi Kurucusu ve Genel Müdürü

Doç. Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

Nevzat Hoca Anlatıyor – 24. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Almanca yazan Türkler

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı - 2

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı - 2
Yakın dönemde iki ülke arasında farklı alanlarda yaşanan gerginliklerin özeti .
Almanya’da yaşayan kabaca 3.5 milyon Türkiye kökenlinin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeri nedir?
Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler bu gerginlikten nasıl etkileniyor?
Almanya – Türkiye ilişkilerinde bozulmanın arka planında ne var?
Almanya’nın Avrupa Birliği nezdindeki girişimleri Birlik ve Türkiye arasındaki ilişkileri ne derece etkileyebilir?
Almanya için Türkiye’nin anlamı nedir?
Kısa ve orta vadede nasıl bir gelişme bekliyoruz?

Yrd. Doç. Dr. Sezgin MERCAN
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Ayhan ŞİMŞEK
Gazeteci

Doç. Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

Nevzat Hoca Anlatıyor – 24. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Türk Toplumunun talepleri


31 Temmuz 2017 Pazartesi

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı

1 Ağustos 2017 Salı Türkiye saatiyle 14.05'te başlayacak yayının içeriğidir

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı
Yakın dönemde iki ülke arasında farklı alanlarda yaşanan gerginliklerin, uzun ve köklü ilişkilerini gölgede bırakarak ikili ilişkileri birçok açıdan sorgulanır hale getirdi.
Almanya – Türkiye ilişkilerinde bozulma ne zaman başladı?
İlişkilerin kötüleşmesinde etkili ola
n gelişme nedir?
Almanya için Türkiye’nin anlamı nedir?
Kısa ve orta vadede nasıl bir gelişme bekliyoruz?
Almanya’da yaşayan kabaca 3.5 milyon Türkiye kökenlinin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeri nedir?
Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler bu gerginlikten nasıl etkileniyor?













Levent Taşkıran
Merkezi Köln’de bulunan Türk Üniversiteliler Derneği Başkanı

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı


Nevzat Hoca Anlatıyor – 23. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın

Kuşak Çatışması - 2



Yayından:
Levent TAŞKIRAN:
Türkiye-Almanya ilişkileri aslında bakarsanız çok tarihi köklere dayanan bir ilişki düzeyidir. Yalnız şöyle bir sorun var biz Türk-Alman dostluğundan bahsediyoruz ama Almanlar II.Dünya Savaşı öncesini hatırlamıyorlar bile. Can Bey’in söylediği doğru bir tespit.Sorun Almanya’dan kaynaklanıyor. 1915 olaylarıyla ilgili bir karar alındı ve Türklere sorulmadı ve çoğu milletvekili bunu okumadan bile kabul etmiştir. Türk-Alman ilişkisi olmuştur ama öyle bir dostluk tarihte de olmamıştır. Türkler işçi olarak gitmiş okullarda bile ayrımcılığa uğramışlardır. Asıl amaç Türkleri asimile etmektir. Diaspora lafına da katılmıyorum. Anlamı ana ülkesinden bağı kopmuş demektir. Avrupalı Türkler desek daha doğru bir tespit olur. Olay tamamen Almanya'nın iç siyaseti tarafından kullanılan bir olay.
Almanya’da kimse insan hakları, basın özgürlüğünden bahsedemez. Cinayetler oldu, Türkler öldürüldü ve Alman iç istik-baharatın bizzat bilgisi dahilinde olduğu kanıtlandı. 120 sene boyunca bu dosyalar saklanacak çünkü alman istik-baharatın ilişkisi ortaya çıkar. Almanya’da hiçbir zaman II.D.S. sonra ırkçılık, Nazilerden arındırma politikası olmamıştır. Alman Devleti hala yönetim kurulundan bazıları Naziler'dendir, soyadlarını değiştirmişlerdir. Türkler buna neden şaşırıyor çünkü Türk basını yıllardır Almanlarla dostuz haberi yapıyor. Sizin orada insanlarınız ölürken Merkel’e reklam yapıyorsunuz. Tamamen olayları çarpıtıyorlar. Buradaki Türklere önem verilmiyor. Şunu söylemem lazım ben Almanlara tamamen karşı da değilim. Bizi destekleyen Almanlarda var. Kısa ve uzun vadeli stratejiler gözden geçirilip, ilişkiler kopmadan sert bir duruş sağlamak gerekiyor. Türkiye güçlü bir ülke ama yaptırım gücümüz yok. Bu güç içinde lobi çalışması şart. Son olaylardan sonra biz dernek olarak yakın ilişkilerimizi bitirdik. Şuan tamamen insanlar sessiz fazla konuşmuyor durumu var ama çok rahatsız oluyoruz. Özellikle Alman basınının Erdoğan’ı kullanarak Türk düşmanlığı yaptığını görüyoruz. Biz dile getirsek de çatı kuruluşları çekiniyor. Üstlerinde fazla bir baskı var, onları da anlıyoruz.

Can ÜNVER:
Her gün yeni bir sorunla karşılaşıyoruz. Aslında bu gölgede bırakmak yerine hasar bırakan bir durum. Almanya-Türkiye arasında bu denli bir kriz yaşandığını hatırlamıyorum. Bu krizin devamı kabul edilebilecek gibi değil. Birkaç gündür aslında sakinlik egemen olmaya başlamıştı bu da Türkiye sayesinde. Bu sorunlar Almanya siyaset çevresinde Türkiye karşılığı prim yapmaya başlamıştı. Bunu Almanya’da eylülde yapılacak seçimler ile doğrudan bağdaştırmıyorum mutlaka eskiye dayanıyordur. Altını çizmeliyim ki bu son bir-bir buçuk yıldır ortaya çıkan sorunların sebebi Türkiye değildir. Gerçekten artık bir şeyler yapma zamanı geldi. Türkiye'nin ciddi bir stratejik çalışmaya girmesi gerekiyor. Çünkü bütün bu söylenilenler den anlaşılıyor ki Almanya'nın en büyük sorunlarından biri orada yaşayan Türkler. Almanya'daki Türkler üzerinden Türkiye politikası yapmaya çalışıyorlar. Oradaki Türklere karşı duydukları bir anlamda düşmanlık. Bu yokmuş gibi görünse de derinlere baktığımızda bu görünüyor.  Bunlar ciddi bir devlete yakışmayacak davranışlar. Kültürel açıdan yüksek seviyeyi yakalamış bir halk, demokratik bir devlet, Avrupa Birliğinde öncü rol yükleniyor ama bir yönden külhanbeylik güder gibi size şöyle böyle yaparız demeleri hoş değil. Ve Sn. Cumhurbaşkanı üzerinden kişisel olarak bir kin beslediler bu da yanlış. Bu siyaset veya demokrasi olarak adlandırılamaz.

DERLEYEN: Sinem DOĞUKUT

11 Temmuz 2017 Salı

Almanya-Türkiye ilişkilerinde son dönem

Almanya-Türkiye ilişkilerinde son dönem
Almanya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın G20 zirvesine katıldığında halka seslenme isteğini uygunsuz buldu.
Almanya'da Türk bakanların konuşacağı etkinliklerin iptal edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’nın bu tutumunu "siyasi intihar" olarak nitelendirdi. Berlin'de Başbakanlık binasının önünde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı dünya liderlerini hedef alan pankart açıldı.
İki ülkenin ekonomik ilişkileri ve ticari ortaklığı ne düzeyde?
Mülteci anlaşmasının ilişkilerdeki yeri?
İncirlik krizi ve ilişkiler?
Gazeteci Deniz Yücel neden bir sorun oluşturuyor?
DİTİB Casusluk soruşturması ne anlama geliyor?


Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı

Nevzat Hoca Anlatıyor – 22. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Kuşak Çatışması



Yayından:
Sezgin MERCAN: G20 zirvesi aslında içeriği bakımından bir tanışma niteliğini de barındırıyor. Trump olsun Macron olsun bir nevi kendilerini gösterdikleri bir zemin. Sadece ekonomik değil, terörle mücadele konularına da değinildi. Türkiye ile diğer ülkelerin ilişkilerini yakından takip ettik. Almanya- Türkiye’ye bakarsak bu anlamda çok değişen bir şey olmadı. Ekonomik-ticari ilişkiler önemli. Son dönemlerde belli konuları öne almamız gerekirse bu ekonomidir.  Siyasi düzeyde gerilen ilişkilerin iş dünyasına yansımamasının en önemli sebeplerinden biri de ekonomik ilişkilerin göz ardı edilemeyecek seviyede olmasıdır. Bilinmesi gerekiyor ki ekonominin ötesinde bu gerginliğin başlangıç noktası 2016 da alman meclisinde Ermeni Soykırımı iddialarının tanınmasıyla başladı, Türkiye buna itiraz etmişti. Bu şekilde başladı. Daha sonra casusluk faaliyeti tartışması, Deniz Yücel’in tutuklanması, kaçakları geri vermeme vs. derken büyük sorun haline geldi. Hukuki süreçler işin içine girdi.

Can ÜNVER:
 ”G20 liderler zirvesi aslında sorunsuz. Hatta olumlu bir gelişme de var, korumacılığın önlenmesi ve serbest ticaretin artırılması gibi. Türkiye açısından da Cumhurbaşkanımız birçok liderle ikili görüşmeler yaptı. Ama Almanya-Türkiye arasında bir gerginlik var. Böyle bir gerginliğin olması da mantık dışıdır. Türkiye ve Almanya birbirlerine muhtaçtır belli konularda. Birlikte hareket ettiklerinde de her iki ülkede kendi için faydalı bir şeyler yapabilir. Seçimlerin neredeyse sonuçları belli.  Aşırı sağ ırkçıların söylemlerine ana akım siyaset prim verdikçe, onların oyları yükseliyor. Ve yeni ittifaklar söz konusu olmaya başlayabilir.

Derleyen: SİNEM DOĞUKUT

4 Temmuz 2017 Salı

Hollanda’da hükümet kuruluyor mu?

Hollanda’da hükümet kuruluyor mu?
Hollanda'da 1977'deki seçimin ardından hükumet 208 günde kurulmuş, 2012'de ise sonuca 54 günde ulaşılmıştı. Ancak, 15 Mart'ta yapılan genel seçimlerin üzerinden 110 gün geçmesine rağmen hala hükumet kurulamadı.
Schippers, görüşmelerle ilgili yaptığı açıklamada, siyasi parti liderlerine, diğer partileri dışlamayı bırakarak koalisyon tercihlerinde esnek davranmaları gerektiğini, aksi takdirde azınlık koalisyon hükumetinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Daha önce müzakerelerde anlaşma sağlayamayan Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi, Hristiyan Demokratlar Birliği, Demokrat 66 ve Yeşil Sol parti liderleriyle yaptığı görüşme sonrasında dörtlü koalisyon hükumeti kurulması çabasına giren 75 yaşındaki Willink'in dört liderle sürdürdüğü müzakereler göç konusunda tıkanmıştı.

13 partinin 150 sandalyeli meclise girdiği Hollanda'da en az 4 partili bir koalisyon kurulması bekleniyor. Ülkedeki hiçbir siyasi parti, mecliste 20 milletvekilliği elde ederek ikinci büyük siyasi parti olan Geert Wilders'in liderliğindeki aşırı sağcı PVV ile koalisyon kurmak istemiyor.

Yeni koalisyon hükumetinin kurulması neden bir türlü gerçekleşmedi?
Yeni koalisyonu oluşturan partiler açısından bakıldığında hükumet ne vaat ediyor?
Göç kökenliler açısından koalisyonun anlamı?
Türkiye kökenli toplum açısından koalisyonun anlamı?
Mülteciler konusunda Hollanda'nın yeni hükumetinden nasıl bir yaklaşım bekliyoruz?
Yusuf Özkan -  Amsterdam/Hollanda
Gazeteci

Ahmet Azdural – Amsterdam/ Hollanda
Hollanda Türkler için Danışma Kurulu (IOT) Müdürü

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı

Nevzat Hoca Anlatıyor – 21. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın

Süre: 50'
Yayından
Yusuf ÖZKAN
"15 Mart seçimleri sonrası Hollanda için tarihi fırsat deniliyordu. Çünkü uzun yıllar sonra ilk kez 4 partili bir koalisyon olasılığı doğmuştu ve bütün kesimleri kucaklayacak, bütün görüşlerin bir olacağı geniş tabanlı koalisyon beklentisi vardı ancak yeşil sol partinin gelir dağılımındaki eşitsizlik ve göç konulardaki ısrarı nedeniyle koalisyon çıkmaza girdi. Tekrar belirsizlik gündeme geldi, seçimden sonra 110. gün olmasına rağmen hükümet kurulamadı. Bir taraftan Hollanda’da yeni yılın bütçesinin hazırlanması ve Ağustos ayında bütçe yasa tasarısının ele alınması bekleniyor. Ancak yeni hükümetin yetişmesi mümkün değil bu neden ile şuan mevcut olan eski hükümet bütçeyi hazırlayacak. Ancak bu konuda da işçi partisinin öğretmen maaşlarının artırılması konusunda ısrarı nedeniyle küçük kriz yaşanıyor. Çünkü hükümetin diğer ortağı liberal sağ parti buna karşı. Ayrıca göçmenlere daha olumlu bakan tek parti demokratlar 66 partisi."

Can ÜNVER
"Hollanda siyasetinde diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir muhafazakârlaşma eğilimi var.  Bir türlü hükümeti kuramıyorlar ve bunların karşısında aşırı sağ ırkçı eğilimli parti Geert Wilders’ın partisiyle iş birliği yapmaya kalkışmıyorlar. Aslında bu Hollanda açısından çok olumsuz bir durum bu yüzden bir erken seçime gitmeden belli ödünler vererek siyasi partilerin bir araya gelerek bu hükümeti kurmalarında yarar var. Aksi halde Hollanda’da ki bu kriz ekonomiye de yansıyacaktır. Ekonomiye yansımasıyla bundan en çok sıkıntı görenler göçmen kökenliler oluyor. Aslında siyasette çok karamsar olmak gerekmez çünkü çok hızlı değişimler oluyor. Fakat şuan ki görünümüyle Hollanda siyaseti çok iç açıcı değil."

Ahmet AZDURAL
"15 Mart’ta yapılan seçimlerde o zaman iktidar da bulunan Liberal Parti ile İşçi Partisi büyük bir kayıpla çıkmışlardı ama buna rağmen Liberal Parti en büyük parti olma özelliğini korudu bunun karşısında sosyal demokratlar tarihinin en büyük yenilgisini alarak Millet Meclisi’nde 38 sandalyeden 9 sandalyeye düştü. Ülke politikasına etkisi minimalice olmuş durumda. Özellikle göçmenler ve mülteciler konusu partiler arası anlaşmazlığın temelini oluşturdu. Bunun yanı sıra çevre politikaları da bir nedendi ama belirleyici olan göçmenler konusuydu.  Yeşil sol göçmen ve mülteciler üzerinde yapılmak istenilen anlaşmalara karşı çıktı. Hıristiyan Demokrat Parti’nin özelikle bu referandumdan sonra en çok gündeme getirdiği konu da çifte vatandaşlık hakkının sınırlandırılması yönünde oldu. Türkiye kökenli 7 milletvekili var şuanda. Genel açıdan Hollanda’da ki Türk sayısına bakıldığında ve oranlandığında Türkiye’nin buradaki siyasette yüksek oranda temsil edildiğini söyleyebiliriz. Şuan Hollanda da dörtlü koalisyon hükümeti kurulması bekleniyor ve eğer kurulursa geriye bir tek azınlık hükümeti oluşturma kalıyor. Ayrıca eğer Ağustos ayına kadar bir hükümet kurulmazsa gelecek yılın bütçesini de önceki hükümet hazırlamak zorunda kalacak. Bu nedenle şuan koalisyon görüşmelerindeki partilerde bu durumdan memnun gibi, önceki hükümet görevli ve bütçeyi hazırlama aşamasında bu da gelir dağılımı açısından olumlu olarak yansıyor."

Derleyen: Sinem DOĞUKUT

27 Haziran 2017 Salı

Yurtdışında bayram

Ramazan Bayramının Türk toplumu ve yurtdışındaki Türkiye kökenliler için anlamı
Bayramın halk kültüründe yeri
Farklı kültürlerin içinde yaşayan insanlar için bayramlar ve özel günlerin yeri
Bayramlaşma, ikram  ve hediye kültürü ve yurtdışındaki çağrışımları

Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Halkbilimci

Doç. Dr. Can Ünver

Göç Uzmanı
  
Yayından:

Nevzat GÖZAYDIN
        "Bizde bayram kendi Türk geleneklerimize göre kutlanır oldu. Şehirler büyüdükçe aileler parçalandı. Küçük aile dediğimiz (dede, torun, enişte, amca vs.) toplumda artık hepsi bir başka yerde ve onları bir araya getirmek çok zor oluyor. Dolayısıyla da herkes kendi çapında birbirlerini ziyaret ediyor.
          Birinci kuşaktaki işçilerimizin, üçüncü ve dördüncü kuşaktaki çocukları veya torunlarının bayrama yaklaşımı çok farklı. O dönemde bayramı bayram olarak kutlayan vatandaşlarımız, artık bugün gençlere eskisi kadar söz geçiremiyorlar ve gençler aynı Türkiye'deki gençler gibi bayramlara tatil kavramı olarak bakıyorlar."

Can ÜNVER
         "Ülkede kırsal kesimden büyükşehirlere büyük bir göç oldu. Özellikle İstanbul'dan, Ankara'dan sadece tatil yerlerine değil, memleketlerine giden insanlar da çok fazla. Bayramda yurtdışında aynı havayı hissetmek mümkün değil. Yabancı bir kültürün içerisinde sizin aynı hissiyatla bayram yaşamanız söz konusu olamaz. Nitekim insanda bir burukluk,bir hüzün hakim olur. Yabancı toplumda bir dayanışmaya ihtiyaç var."

Derleyen: Ezra DEMİRHAN

19 Haziran 2017 Pazartesi

Fransa Genel Seçimlerine Macron damgası

Fransa Genel Seçimlerine Macron damgası
Fransa’da parlamento seçimlerinin ikinci turu beklendiği üzere Cumhuriyet Yürüyüşü partisinin zaferiyle sonuçlandı. Sandık çıkışı anketlerine göre Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi 577 sandalyeli meclise yaklaşık 361 milletvekili sokacak.
İlk turun ardından oluşan beklenti 430 civarındaydı.
Seçim sonuçlarını nasıl değerlendirmeliyiz?
Seçimlere katılımın ikinci turda daha da düşmesi ne anlama geliyor?
Fransız siyasetinde Macron ve partisi neyi temsil ediyor?
Sağ Cephe açısından sonuçlar nasıl okunmalı?
Avrupa Birliği açısından Fransa seçim sonuçları?
Almanya’da Eylül ayında yapılacak seçimlere etkisi olabilir mi?

Arzu Çakır Morin – Gazeteci/Fransa

Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı

2. Bölüm
Nevzat Hoca Anlatıyor – 19. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Kadınlar


Süre: 50'30"
 Yayından:
Arzu ÇAKIR MORİN
          "%42 oranında seçmen sandığa gitti,%58'i sandığa gitmedi. Bu kadar büyük bir fark olması Fransızların seçim sistemini düşündürdü.47 milyon seçmenin 27 milyonu sandığa gitmedi. Eğer sandığa gidilseydi,bugün Fransa bambaşka bir tabloya sahip olacaktı. Bunun nedenleri şu anda tartışılıyor. Bir numaralı nedeni Macron'a destek vermek istemeyen bir grubun olması. Diğer grup ise Macron'a destek veren grup.
           Macron,son derece pragmatik ve iyi eğitimli bir kişiliktedir. Dolayısıyla şahsi bir popüleritesi var. Macron'un temsil ettiği grup daha çok orta toplumun sorunlarında orta merkezli bir politikada birleşecek bir grup olmuştur. Macron üst düzeyde bir hükümet kurdu ve gördüğümüz kadarıyla bu tarzına devam edecek. Bu kapsamda merkez sağdan adayları çalmaya devam edecek. Fakat sol merkezle olan mesafesini daima koruyor. Önümüzdeki süreçte getireceği reformlar sol merkezi kızdıracak olan reformlar olacak. Sağ parti üçe bölünmüş durumda. Sahne tümüyle Macron'a kalmış durumda. Macron'un en zayıf olduğu nokta ise göçmen konusudur."

Sezgin MERCAN
          "Sandığa gitmeyenlerin hükümet üzerinde bir baskı ortaya koyacağını tahmin etmek gerekir. Buradan şöyle bir sonuca varmamız mümkün: Kişisel bir popülerlik var.
             Genel olarak bir siyaset krizi var. Bu kolay bir süreç olmayacak. Macron'un vaatleri içerisinde ciddi bir yatırım programı da vardır. Yaklaşık bir milyon dolarlık reform süreci,bunun hayata geçirilmesi gibi bir süreç kendisini gösteriyor. Vurgulamamız gereken bir diğer nokta sol ve sağ arasında denge kurma. Macron'un bunu reform sürecinde çözmek zorunda olduğunu görüyoruz."

Can ÜNVER
          "Bu ülkelerde birkaç önemli sorun var. Birincisi şu anda artmakta olan terör tehdidi,diğeri ise yabancı ve islamofobid gelişmeler. Bunlar da siyasi yorgunluğun sebepleri olarak değerlendirilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Fransa'da Macron'un başarı kazanması,ilk turda bile politikasının başarı kazanması,çok az katılım olmasına rağmen yine büyük bir başarı kazanması seçmenin tavrını izah edebiliyor. Sakinlik,sükunet istiyorlar; marjinal akımlara yüz vermek istemiyorlar ve apolitik gelişme içerisindeler. Macron'un hem cumhurbaşkanı olup hem de parlamentoda kazanmış olması kendisine büyük güç verdi. Aldığı bu güçle Fransa'nın çok ciddi sorunları ortaya çıkmıştır. Özellikle şimdi çok aktüel,sürekli bir terör saldırısına maruz kalıyorlar."


Derleyen: Ezra DEMİRHAN

13 Haziran 2017 Salı

Almanya-Türkiye ilişkileri

Almanya-Türkiye ilişkilerinde son dönem

İncirlik krizi

Fransa Genel Seçimleri


Ayhan Şimşek – Gazeteci/Almanya   
Arzu Çakır Morin – Gazeteci/Fransa

Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Antalya AKEV Üniversitesi Öğretim Üyesi


Nevzat Hoca Anlatıyor – 18. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın

Kadınlar


Yayından:
Ayhan ŞİMŞEK
         "Burada şöyle bir ayrım yapmakta fayda var. Özellikle Almanya'da 24 Eylül'de bir genel seçimler yapılacak ve bunun öncesinde de Türkiye aleyhtarlığının,özellikle de muhalefet partilerinin izledikleri politikaların da arttığının söylenmesi gerekiyor. Burada Merkel hükümeti ciddi olarak sıkıntıya düşüyor.  İncirlik genelinde de askerlerin İncirlik'ten Ürdün'e kaydırılması Almanya'nın çıkarı olan bir durum değil. Alman askerleri açısından İncirlik en önemli nokta. Ancak muhalefet partilerinin çok yoğun baskısı var. Yaklaşık 1-1,5 yıldır Merkel üzerinde. Kendilerini Türkiye aleyhtarlığının ,özellikle cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında medya üzerinden de pek çok negatif propagandalarla bugüne gelmelerini tek çıkış yolu olarak kabul ediyorlar. Ve bu ortamda Merkel hükümeti İncirlik üzerinden de sıkıştırılmaya çalışılıyor.
           Ancak burada Alman hükümetinin şöyle bir çelişkisi var,daha doğrusu şöyle bir sorunu var diyebiliriz: Bir taraftan meclise karşı ve Alman kamuoyuna karşı bu parlamento ordusu ve parlamentonun ordu üzerindeki bu denetlemesini savunmak zorunda ve bunun için de en son Türkiye'den şöyle bir taleple geldiler : 'Her milletvekilinin kim olursa olsun,nerede,istediği zaman bu askerleri ziyaret edebilmesi gerekir.' şeklinde istedikleri var."

Arzu ÇAKIR MORİN
          "Fransa'da cumhurbaşkanı seçimlerinden bu yana neler oluyor peki? Birincisi merkez sağ ve merkez sol partilerin artık bittiğini gösteriyor.
            Fransa'da sistem değişiyor. Fransa'da kafalarda çok ciddi sorular var. %51,2 sandığa gitmedi. Yani seçmenin yarısından fazlası sandığa gitmedi. Hem adayları protesto ettiler hem liderleri.. Ama aşırı sağda prim vermediler.  Monarşi sistemi yükseliyor. Belge reformu gelecek. Parlamentoda ses getirebilecek bir muhalefet yok."

Sezgin MERCAN
           "Konuştuklarımızdan şu sonuca varmak mümkün: Konu yine AB ile ilişkiler olduğu gibi Almanya ile ilişkiler de hassaslaştı ve aşırı bir partizasyon tekrar görüyoruz. Almanya'nın seçim süreci burada çok önemli bir noktada duruyor.
            Şunu da göz önünde tutmamız lazım: Almanya'nın özellikle son dönemde bir atılımı var. Yani uluslararası alanda etkin olmaya çalışıyor. Yani bir küresel aktörlüğe doğru hızla koşuyor. Fakat bunu  askeri olarak desteklemeye çalışıyor. İşte orada Türkiye'yle örtüşen noktalar nereler,ayrışan noktalar nereler ona bakmak gerekiyor."

Can ÜNVER
           "İncirlik meselesi de  biraz  trajikomik bir şekilde gelişti. Fransa'nın yardım çağrısı üzerine Almanlar tarafından açıklandığı şekli böyle. Bir süre önce Alman tornada uçağı ile askerleri İncirlik'te konuşlandılar. Fakat Almanlar bu askerlerin ve ordunun,kendi ordularını,parlamento ordusu olduğu gerekçesiyle parlamenterlerin zaman zaman askerlerini ziyaret etmek durumunda olduklarına karar verirler. Ancak Türkiye bu ziyarete karşı çıktı. Ziyarete karşı çıkmasında haklı nedenleri var. Aradaki anlaşmazlıkları unutmamak lazım. Özellikle Türkiye'den 15 Temmuz sonrası Almanya'ya irtica talebinde bulunan,kaçan eski silahlı kuvvetler personeli var. Bunların iadesi konusunda ciddi sorunlar var."


Derleyen:Ezra DEMİRHAN

6 Haziran 2017 Salı

Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenlilerin potansiyeli

www.sueddeutsche.de
Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenlilerin potansiyeli

Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan fotoğrafçı-yazar İlker Maga, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 50’nci yılı dolayısıyla 2011’de Toplumun Renkleri adında fotoğraf sergisi açtı. İlker Maga, işte bu serginin devamı olarak, iki dilli foto-röportaj kitabı, ‘Toplumun Renkleri Bir Almanya Röportajı’nı yayınladı.

Vural Ünlü de İlker Maga'nın röportaj yaptığı
Türkiye kökenlilerden biriydi.
Toplumun Renkleri projesi ve fotoğraf sanatçısı ve yazar İlker Maga’nın gözlemleri
Türkiye kökenliler Türkiye’den nasıl görülüyor, bulundukları ülke toplumu nasıl görüyor? 
Bu bakışla ilgili sorunlar var mı?
Almanya'da nasıl bir toplumdan söz ediyoruz?

İlker Maga / Almanya
Fotoğraf sanatçısı – Yazar

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Antalya AKEV Üniversitesi Öğretim Üyesi

Nevzat Hoca Anlatıyor – 17. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Avrupa'da yaşayan Türkiye kökenlilerde evlilik


Süre: 50'10"
Yayından:
İlker MAGA
   "Projenin bu kadar ilgi göstermesinin nedeninin aslında benim kişisel başarımın olduğunu sanmıyorum. En temel sorunun şu olduğunu düşünüyorum: Bu konuda çok konuşulmasına rağmen, hemen hemen her gün,defalarca anılmasına rağmen  bu konuda yazılmış ciddi bir proje olduğunu sanmıyorum. Diğer bir konu ise federal düzeyde bir göç politikası ne yazık ki yok. Konunun ilgi görmesinin nedenlerinin temelinde bence bunlar var. Ben hala kalıcı bir göç politikasının hayata geçirilmediğini düşünüyorum. Bu bence her iki hükümetin geçmişten bugüne kadar yaptığı buyuk bir hatadır. Bu hatanın bir faturası da buradaki insanların potansiyelinin hala tespit edilemiyor olması. Edilemediği için de kullanılamıyor olması.
   Meslek kavramının Alman toplumundaki yeri başka,Türkiye'deki yeri başkadır. Meslek algılarını tematize eden ve sadece başarılı değil,alanında iyi olan insanları da konuya dahil eden bir proje yapmaya çalıştım.
    Ben açıkçası hatanın karşılıklı yapıldığını düşünüyorum. Bugün 3.5 milyar Türkiyeli olmasına rağmen, aslında örgütlü bir toplum olmamasının faturasını ödüyor. O halde geçmiş hükümetler hiçbir şekilde burada yaşayan insanlara sahip çıkmadığı için Türkiyeliler Almanya'da kendi kaderiyle baş başa kaldılar. Temelinde bunların yattığını düşünüyorum. Yabancı algısına bakarsak klişelerle anlamak aslında anlama eyleminin en kolay yöntemidir. Fakat bunu bozmak için de sistematik bir şey yapılmadı. Bu arada ortaya çıkan değerlerimiz kişisel çabalarla ortaya çıktı."

Can ÜNVER
    "Bu ülkede ve bir başka ülkelerde insanlar klişelerle düşünmeye o kadar alışmışlar ki kafalarında bir Türk klişesi var. Basın,okul kitapları o klişeye uygun görüntülerle çalışırlar. Fakat  başı örtülü kadınları bol bol karşılarına çıkarırlar. Onların klişeleri bu. Ama bir opera sanatçısı Türk kadınla karşılaştıkları zaman bunu kafalarına bir türlü yerleştiremezler. Çünkü bu görüntüler çok yabancıdır onlara göre,kabullenemezler."





Derleyen:Ezra Demirhan

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Türkiye – Avrupa Birliği ilişkileri ve Avrupa’da yerleşik Türkiye kökenlilerin ilişkilerdeki yeri

Türkiye – Avrupa Birliği ilişkileri ve Avrupa’da yerleşik Türkiye kökenlilerin ilişkilerdeki yeri

Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında başlayan ve günümüze kadar devam eden bir güvensizlik ve kötüye gidiş söz konusu…

Tam da bu durum acaba daha da kötüye gider mi diye sorulmaya başlandığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Belçika’nın başkenti Brüksel’de NATO Toplantısı çerçevesinde AB yetkilileri ile gerçekleştirdiği görüşmelerde Türkiye’nin yeni bir inisiyatif geliştirdiği gözlendi.

Acaba Türkiye Avrupa Birliği’ne zeytin dalı mı uzatıyor?
İlişkilerdeki güvensizliğin ortadan kalkması mümkün mü? Nasıl?
İlişkilerdeki en büyük riskler nerede?
Gümrük Birliği, Vize serbestisi gibi konularda ilerleme bekleniyor mu?
Türkiye ve AB ilişkilerinde Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli nüfusun etkisi nedir?


Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Antalya AKEV Üniversitesi Öğretim Üyesi

Nevzat Hoca Anlatıyor – 16. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Yurtdışında Ramazan gelenekleri


Bağlantılar:

Erdoğan Brüksel temaslarını değerlendirdi




Yayından:
Sezgin MERCAN
       "Böyle bir müttefiklik ilişkisi içerisinde olumlu sonuçlara ulaşılması beklenen bir zirvede yeni karargah,olumlu bir atmosfer,iyi bir ruh halinin çıkması beklenirken aslında öyle olmadığını gördük.
        Gerek NATO müttefikliği açısından gerekse Avrupa ülkeleri arasında dengelerin yeniden dizayn edilmesi açısından bir çalkantılı dönemden geçildiğini söyleyebiliriz. Türkiye de burada kendi ittifak ilişkilerini gözden geçiriyor. Zaten birbirleriyle ilişkileri arasında sıkıntılar var,bir de böyle zeminde bütünleşmesiyle alakalı sıkıntılar olunca bir kriz yönetimi durumu ortaya çıkıyor. Türkiye'ye de bu kapsamda ciddi bir rol düşüyor. Şöyle bir sonuca varabiliriz: Türkiye hep önde gelen ordularından NATO'nun o vurgusuyla öne çıkar ve yabana atılabilecek bir güç değildir.
       Son dönemde AB liderleriyle yapılan toplantılarda  AB'nin ,Türkiye'yle bundan sonra ilişkilerin nasıl gideceğiyle ilgili kafa yorduğunu gördük.
       Uzun ve orta vadeli gidecek bir vizyona gerek var ve buraya da mutlaka sosyal ayağı eklemek gerekiyor. Burada yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın durumunu eklemeliyiz ve aynı zamanda Türkiye'de yaşayan Avrupalılar üzerinden gidecek birtakım stratejileri de göz önünde tutmamız gerek. Ama şu an kendini ifade etmesi gereken taraf Türkiye."

Can ÜNVER
        "Türkiye'nin AB ile olan müzakere süreci geri kabul anlaşmasıyla açılır gibi olmuştu. Hatta 22 sayılı fasılın açılması söz konusu olmuştu. Vize kalkacaktı ve giderek bu vize olayı gündemden düşmeye başladı. Bunun akabinde kanunsuz geçişlerin azalmasıyla birlikte bir soğuma yaşamına başlamıştık. Ama 2016'daki FETÖ darbe girişimiyle ve onun arkasında Türkiye'nin aldığı idari ve adli tedbirler nedeniyle Avrupa'da ciddi eleştiriler,ciddi karşı koymalar başladı. Bunlar Türkiye-Almanya ilişkilerini ciddi biçimde sarsan konulardır. Ama bu zirveden Avrupa Komisyon Başkanı ve başkanla yapılan görüşmelerde kapıların kapanmamış olduğunu görüyoruz. Türkiye hala bir opsiyon olarak AB üyeliğini yaşatıyor.
       AB bir medeniyet,barış projesi olarak başladı. Ancak AB'ye son dönemde bakacak olursak bir güç odağı haline getirip sonra da dünyada farklı bir işlev üstlenmesini beklemek doğru olmazdı. Çünkü bugüne kadar ortak güvenlik ve savunma politikası olmasına rağmen kendi sınırlarının dışına pek bakmıyordu. Bu aslında barış projesi olmanın da bir gereğidir. Yani Avrupa halklarının refahlarının yükselmesi,huzur,barış içinde yaşanılması lazımdır."


Derleyen:Ezra DEMİRHAN

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Almanya’da genel seçim maratonu başladı

Almanya'nın nüfusça en kalabalık eyaleti olan
Kuzey Ren-Vestfalya'daki (KRV)
parlamento seçimlerini Hristiyan
Demokrat Birlik partisi CDU) kazandı,
Sosyal Demokrat Parti (SPD) kaybetti,
Hür Demokrat Parti (FDP) ise üçüncü parti olmayı başardı

Almanya’da genel seçim maratonu başladı

Almanya’da halk eylül ayında sandık başına gidecek

Eylül ayı gelmeden üç eyalette yapılacak eyalet seçimleri genel seçimler için de bir gösterge olarak kabul ediliyor

Almanya seçime hangi siyasi atmosferde girecek?

İktidarda bulunan Hıristiyan Birlik Partileri ve Sosyal Demokrat Parti’nin Eylül seçimleri için beklentileri neler?

Mülteci sorunu ve seçimler?

Avrupa Birliği ve Almanya Genel Seçimleri arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir?

Hollanda ve Fransa seçimleri Almanya’da seçim sonuçlarına ilişkin ipucu veriyor mu?

14 Mayısta Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılan seçimin sonuçları genel seçim için nasıl bir ipucu veriyor?

Jülide Ayık

TRT Berlin Temsilcisi

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Antalya AKEV Üniversitesi Öğretim Üyesi

Nevzat Hoca Anlatıyor – 15. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Avrupa’da Türkiye kökenli romancılar

16 Mayıs 2017 Salı

Avrupa'daki Gençlerimizin Kariyer Gayreti ve Fırsatlar

Almanya Frankfurt Fulda'da doğup büyüyen 
Türk öğrenciler
 (Kaynak: Eskişehir 2 Eylül Gazetesi)

Avrupa'daki Gençlerimizin Kariyer Gayreti ve Fırsatlar


Avrupa ülkelerinde yerleşik Türk gençleri, kimi zaman zor kimi zaman da imkansız şartlarda önemli başarılara imza atmaktalar.
21. Yüzyılda Türkiye'nin önemli bir zenginliği olarak görülmesi gereken Avrupalı Türkler; günümüz Avrupa’sında eğitim-öğretim fırsatları yönünden çok çeşitli ve bir o kadar da karmaşık imkanlara sahipler.

Bu programda değişik sosyal ve ekonomik şartlara rağmen mutlaka akademik öğretim talebinde bulunan yeni nesil gençleri ve onların kariyeri için en az onlar kadar gayret gösteren aileleri ve Türk eğitim sisteminin Avrupa'da sunduğu hizmetleri tanıtacağız.

Dr. Atilla Doğan
Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Bürosu Koordinatörü

Doç. Dr. Can Ünver
Antalya AKEV Üniversitesi Öğretim Üyesi

Nevzat Hoca Anlatıyor – 10. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın

Türkiye kökenlilerin eğitim alanındaki sorunları



Yayından:
Atilla DOĞAN
        "35 sene çocuklarımızı Türkiye'ye dönecek Türkiye okullarına uyum sağlaması için bulundukları Avrupa ülkelerinde geri dönüşe uygun bir eğitim politikası izledik. 30-35 sene sonra baktık ki biz burada kalıcıyız. İşte o zaman dedik ki bu insanlar bulundukları ülkeye uyum sağlasınlar,eğitim düzeyleri düzelsin ve bulundukları toplumda eşit yurttaşlar olsunlar diye harekete geçtik. Bu 1990'lı yılların ortasına tekabül eder.  1990'lı yılların ortasından bu güne kadar Anadolu Üniversitesi aslında 1986 yılında geldi. 1990'ların başında bazı nedenlerden dolayı buradakiler artık iyice kalacaklarını ifade etmeye başladıklarında,1991-1992-1993'te ,malumdur mayıs ayındayız istenmeyen olaylar yaşandı. Ondan sonra denildi ki artık Türkler dönmeyecek.1993'ten sonra Türkler burada  hem vatandaşlık bakımından hem eğitim bakımından hem de sosyal yaşantı bakımından yerleşir bir toplum oldu. Şimdi buradaki eğitim meseleleri konusunda baktığımızda,düne baktığımızda bugün çok iyi noktadayız. Ama bugün rekabet etmemiz gereken kesimler açısından baktığımızda kendimizi hiçbir zaman için yeterli görmüyoruz.
        Bütün bu çerçevede baktığımızda burada eşit,kabul edilir ve rekabetçi bir toplum oluşturmamız için eğitim-öğretim düzeyini yükseltmekten başlamamız lazım. Yani eğitim-öğretim düzeyimiz yüksek kalırsa geride kalan her şey eksik kalır."

Can ÜNVER
      "Türkiye'nin 1961'den bu yana politikaları düzenlerken  çok vizyoner olduğu söylenemez. Yapılan işler biraz statik,günlük ihtiyaçlara cevap verecek şekilde. Yani biz zaman boyutunu çok iyi kullanamadık. Fakat bir istisna Anadolu Üniversitesi'dir. İleri bir vizyonla bu günlere gelindi. Hem devamlılığı sağladı hem de gittikçe genişledi."


Derleyen: Ezra DEMİRHAN